Körmen Limanı, Datça yarımadasının Ege Denizine bakan kısmındadır.. Bodrum’dan gelen feribotlar bu limana yanaşır. Datça’ya kara uzaklığı 8 km olup Körmen’e köy münübüsleri çalışır.
Körmen'de Yat limanının yanında ayrıca bir de balıkçı barınağı vardır...
Kuzey rüzgarlarına açık olan Körmen'de hava çok rüzgarlı ve deniz çoğu zaman dalgalı..
Rüzgar, sörfçüler için büyük bir nimet..
Rüzgâr sörfü genellikle iki ile beş metre arasında yüzer bir tahta ve hareketini tek bir yelken ile sağlayan su üzerinde yapılan bir yelken sporu'dur.
Rüzgâr sörfü her ne kadar 0 ile 95 km / saat hızında esen rüzgârlarda yapılabilse de birçok eğlence maksatlı yelkenci için 25 ile 45 km / saat arası hızlarda esen rüzgârlar ideal olarak suyla teması en aza indiren kızaklama şeklinde seyir şartları sağlar. Daha hafif esen rüzgârlar yer değiştirme şeklinde seyir ile sonuçlanır.
Rüzgarın şiddetinden ağaçlar eğilmiş..
Rüzgar, köpeğin kulaklarını arkasına yapıştırmış..
Dalgalar kayalıkları dövmekte..
Datça-Marmaris karayolunun tahminen ikinci km'sinde bu levhalardan Feribot levhasını takip ettiğinizde 8 km sonra Körmen limanındasınız..
3 Ağustos 2011 Çarşamba
2 Ağustos 2011 Salı
*** TARİHİ YEL DEĞİRMENLERİ VE HIZIRŞAH CAMİİ/DATÇA ***
Datça'da yel değirmeni dendiğinde ilk akla gelen yer Kızlan köyü oluyor. Datça'ya gelirken Kızlan köyü kavşağına gelmeden önce değirmenler görülüyor. Bunların bir çoğu bir tepenin üzerinde, bir kaç tanesi de daha düz bir alanda.Hepsi altıya yakın sayıdaki bu değirmenlerden bir tanesi Kaymakamlık tarafından restore edilerek kiraya verildi, şu an restoran olarak hizmet veriyor...
Tarihi Yel değirmenleri özel şahıslara ait oldukları için bir şey yapılamıyor. Ancak bu kişilerden satın alınarak gerekli restorasyonlar yapılıp ziyaretçilere açılabilir. Tabii bu maddi kaynağı harcamayı göze alan bir mercih yok, böyle olunca da tepelerde bir anıt gibi duran bu yapılar yok oluyor.
Restore edilen ve restoran olarak işletilen değirmen görülüyor.Bunun nasıl restore edilebildiğini yetkililere sorduğumda, bu değirmenin kamu arazisi içinde olduğunu;bu sayede restore edilebildiğini söylediler.Tabii bunların restorasyonu için gereken usta da çok önemli. Datçalı Ergin ustanın sayesinde bu değirmen ve Ilıcasu değirmeni restore edilebildi. Değirmenin içindeki aygıtlar çalışır vaziyette.
Değirmenlerin yanından Kızlan Köyüne giden bir toprak yol var..
Bu toprak yoldan çektiğim fotoğrafda kendi kaderine terkedilmiş değirmenler görülüyor.. Aslında taş işçilikleri mükemmel, biraz çabayla ayağa kalkmaları mümkün. Ama üstleri açıkta kaldığı için hava şartları mekanik aksamlarına çok zarar vermiş.. Tabii bu değirmenlerdeki yaşamın, yaşayan kişilerden dinlenerek öğrenilmesi çok hoş olurdu. Rüzgarın durduğu zamanlarda neler yapılıyordu, uzak yerlerden gelenler nasıl zaman geçiriyordu, merak ettiğim konular.
DATÇA HIZIRŞAH TARİHİ SELÇUKLU CAMİİ..
Hızırşah camii, Menteşeoğulları beyliği döneminde yapılmış, sekizgen kubbe kasnağı ve kare planlı tek kubbeli bir yapı olarak Beylikler Mimarisi özellikleri göstermektedir. Menteşeoğulları Muğla ili ve çevresinde hüküm sürmüş, Akdeniz ile Ege arasında denizlere hakim olmuş bir beylik...
Camide bulunduğum 17 Temmuz 2011 tarihinde, Hacı Bektaş Veli Derneği Datça Şubesinin düzenlediği "Cem ve Kurban Lokması"etkinliklerine şahit oldum...
CAMİ HAKKINDA BİR AÇIKLAMA..
Hızır Şah Menteşeoğullarının bir beyidir. Menteşeoğlu Orhan Beyin oğludur. Bugünkü Aydın ilinin Çine ve havalisinin beyi olarak kaynaklarda yer almaktadır. Menteşeoğulları beyliği adına Ege adalarının bazılarının (Girit-Rodos) hakimleriyle yapılmış gümrük anlaşmalarında beylik adına imza koyanlar arasında adı geçmektedir. Bana göre mezarı da Eski Çine'de Ahmet Gazi Camiinin yanındaki eyvan türbededir. Kardeşi Menteşeoğlu İbrahim Beyle aynı türbede yatmaktadır. Menteşe Beyliği Oğuz boylarından oluşan tebası ile Türkmen bir beyliktir. Bu beyliğin beylerinin mezarları Alevi-Bektaşi geleneğindeki "Dede" anlayışı içinde yatır veya ziyaretgah olarak değerlendirilmektedir. Mesela Menteşe beyliğinin ilk üyesi Menteşe bey'in Fethiye'deki türbesi, Menteşeoğlu Ahmet Gazi'nin Milas-Beçin'deki Medresenin ana eyvanındaki türbe mezarı aynı düşünce ile ziyaret edilmekte ve törenler düzenlenmektedir. Ortaçağda, özellikle uçlarda Bizanstan toprak kopartan bu Türkmen Beyler gittikleri yerleri Türkleştirme ve İslamlaştırma çabaları içerisinde zaviye, imaret gibi yapılar kurmuşlar-kurdurmuşlardır. Bu çerçevede Hızırşah Camii çevresinde bir zaviyenin bulunduğunu düşünmekteyim. Kaynaklarda başka yapılardan bahsedilmekle beraber toprak üstünde pek bir kalıntı yoktur. Caminin kuzey batı tarafında, yolun altındaki tarlalarda evvelce bazı duvar kalıntıları vardı. Şimdi duruyor mu bilmiyorum. Alevi derneklerinin orada tören yapması yukarıda bahsettiğim anlayıştan dolayıdır. Ama orada bir cem evi vb. herhangi bir şey yoktur. Zaviyelerde genellikle bir toplantı-konaklama salonu, mutfak ve mescit-cami buluınur. Buraları dini ibadet mekanları değildir. Ancak zaman içerisinde bu genel işlevi ortadan kalkıp ya cami-mescit, ya da varsa baninin (binayı-zaviyeyi kuranın) türbesi kalmakta ve o işlevi ile varlığını sürdürmektedir. Bu bilgiler inşallah yararlı olur.
Prof. Dr. Remzi Duran Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü /KONYA
Caminin alçak kemerli bir kapısı var.
Caminin içi bakımsız durumda, yağmur almış duvarlardaki yeşil renk rutubetten. Mihrap ve minber. Minber sonradan yapılmış orjinalinde ahşaptır sanırım. Yapıda herhangi bir yazılı kısma rastlamadım..
Tarihi Yel değirmenleri özel şahıslara ait oldukları için bir şey yapılamıyor. Ancak bu kişilerden satın alınarak gerekli restorasyonlar yapılıp ziyaretçilere açılabilir. Tabii bu maddi kaynağı harcamayı göze alan bir mercih yok, böyle olunca da tepelerde bir anıt gibi duran bu yapılar yok oluyor.
Restore edilen ve restoran olarak işletilen değirmen görülüyor.Bunun nasıl restore edilebildiğini yetkililere sorduğumda, bu değirmenin kamu arazisi içinde olduğunu;bu sayede restore edilebildiğini söylediler.Tabii bunların restorasyonu için gereken usta da çok önemli. Datçalı Ergin ustanın sayesinde bu değirmen ve Ilıcasu değirmeni restore edilebildi. Değirmenin içindeki aygıtlar çalışır vaziyette.
Değirmenlerin yanından Kızlan Köyüne giden bir toprak yol var..
Bu toprak yoldan çektiğim fotoğrafda kendi kaderine terkedilmiş değirmenler görülüyor.. Aslında taş işçilikleri mükemmel, biraz çabayla ayağa kalkmaları mümkün. Ama üstleri açıkta kaldığı için hava şartları mekanik aksamlarına çok zarar vermiş.. Tabii bu değirmenlerdeki yaşamın, yaşayan kişilerden dinlenerek öğrenilmesi çok hoş olurdu. Rüzgarın durduğu zamanlarda neler yapılıyordu, uzak yerlerden gelenler nasıl zaman geçiriyordu, merak ettiğim konular.
DATÇA HIZIRŞAH TARİHİ SELÇUKLU CAMİİ..
Hızırşah camii, Menteşeoğulları beyliği döneminde yapılmış, sekizgen kubbe kasnağı ve kare planlı tek kubbeli bir yapı olarak Beylikler Mimarisi özellikleri göstermektedir. Menteşeoğulları Muğla ili ve çevresinde hüküm sürmüş, Akdeniz ile Ege arasında denizlere hakim olmuş bir beylik...
Camide bulunduğum 17 Temmuz 2011 tarihinde, Hacı Bektaş Veli Derneği Datça Şubesinin düzenlediği "Cem ve Kurban Lokması"etkinliklerine şahit oldum...
CAMİ HAKKINDA BİR AÇIKLAMA..
Hızır Şah Menteşeoğullarının bir beyidir. Menteşeoğlu Orhan Beyin oğludur. Bugünkü Aydın ilinin Çine ve havalisinin beyi olarak kaynaklarda yer almaktadır. Menteşeoğulları beyliği adına Ege adalarının bazılarının (Girit-Rodos) hakimleriyle yapılmış gümrük anlaşmalarında beylik adına imza koyanlar arasında adı geçmektedir. Bana göre mezarı da Eski Çine'de Ahmet Gazi Camiinin yanındaki eyvan türbededir. Kardeşi Menteşeoğlu İbrahim Beyle aynı türbede yatmaktadır. Menteşe Beyliği Oğuz boylarından oluşan tebası ile Türkmen bir beyliktir. Bu beyliğin beylerinin mezarları Alevi-Bektaşi geleneğindeki "Dede" anlayışı içinde yatır veya ziyaretgah olarak değerlendirilmektedir. Mesela Menteşe beyliğinin ilk üyesi Menteşe bey'in Fethiye'deki türbesi, Menteşeoğlu Ahmet Gazi'nin Milas-Beçin'deki Medresenin ana eyvanındaki türbe mezarı aynı düşünce ile ziyaret edilmekte ve törenler düzenlenmektedir. Ortaçağda, özellikle uçlarda Bizanstan toprak kopartan bu Türkmen Beyler gittikleri yerleri Türkleştirme ve İslamlaştırma çabaları içerisinde zaviye, imaret gibi yapılar kurmuşlar-kurdurmuşlardır. Bu çerçevede Hızırşah Camii çevresinde bir zaviyenin bulunduğunu düşünmekteyim. Kaynaklarda başka yapılardan bahsedilmekle beraber toprak üstünde pek bir kalıntı yoktur. Caminin kuzey batı tarafında, yolun altındaki tarlalarda evvelce bazı duvar kalıntıları vardı. Şimdi duruyor mu bilmiyorum. Alevi derneklerinin orada tören yapması yukarıda bahsettiğim anlayıştan dolayıdır. Ama orada bir cem evi vb. herhangi bir şey yoktur. Zaviyelerde genellikle bir toplantı-konaklama salonu, mutfak ve mescit-cami buluınur. Buraları dini ibadet mekanları değildir. Ancak zaman içerisinde bu genel işlevi ortadan kalkıp ya cami-mescit, ya da varsa baninin (binayı-zaviyeyi kuranın) türbesi kalmakta ve o işlevi ile varlığını sürdürmektedir. Bu bilgiler inşallah yararlı olur.
Prof. Dr. Remzi Duran Selçuk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sanat Tarihi Bölümü /KONYA
Caminin alçak kemerli bir kapısı var.
Caminin içi bakımsız durumda, yağmur almış duvarlardaki yeşil renk rutubetten. Mihrap ve minber. Minber sonradan yapılmış orjinalinde ahşaptır sanırım. Yapıda herhangi bir yazılı kısma rastlamadım..
*** DATÇA TATİL SİTELERİ (OKALİPTUS-RAYKENT-AKTUR) ***
Okaliptus tatil sitesi, Datça-Marmaris karayolu 10. km'de..
Kalabalıkları sevmeyen, sakinlik ve huzur isteyenler için tatil siteleri çok ideal...
Okaliptus yüzme havuzu
Bozulmamış doğası ile Ege ve Akdenizin ortasında uzanan Datça Yarımadası sakin ve huzurlu bir tatil arayanlar için mükemmel bir cennet...
Datça'nın denizi dalgasız, akvaryum temizliğinde...
Raykent tatil sitesi..
Datça-Marmaris karayolu 15 km.
Aktur Tatil Sitesi..
Kalabalıkları sevmeyen, sakinlik ve huzur isteyenler için tatil siteleri çok ideal...
Okaliptus yüzme havuzu
Bozulmamış doğası ile Ege ve Akdenizin ortasında uzanan Datça Yarımadası sakin ve huzurlu bir tatil arayanlar için mükemmel bir cennet...
Datça'nın denizi dalgasız, akvaryum temizliğinde...
Raykent tatil sitesi..
Datça-Marmaris karayolu 15 km.
Aktur Tatil Sitesi..
1 Ağustos 2011 Pazartesi
*** DATÇA ***
Coğrafya bilgini Strabon “Tanrı çok sevdiği kulunu uzun ömürlü olması için Datça Yarımadası’na gönderir” demiş. Bu öyle boşuna söylenmiş bir söz değildir. Yörede anlatılan bir öykü Strabon’u doğruluyor.. Günümüzden 4-5 yüzyıl kadar önce İspanyol korsanlar Datça’nın açıklarından geçerken gemideki cüzzamlı hastaları atmaya karar vermişler ve yanaşıp Sarıliman Koyu’na bırakmışlar. Ölüme terkedilen cüzzamlılar Datça’nın bol oksijenli havasıyla iyileşmişler, yaraları kapanmış. Emecik Dağı’nın eteklerine bir köy kurup burada yaşamaya başlamışlar. Bu toprakların, bu yurdun insanı olmuşlar. Emecik’te kimse bu hikayeyi hatırlamıyor, dahası böyle bir öyküden hoşlanmıyorlar. Öykü doğru mudur, yakıştırılmış mıdır bilinmez ama Datça’nın havasının insanı sağlıklı kıldığı gerçektir. Belki bu nedenledir ki Dorlar bu bölgede 50’nin üzerinde yerleşim kurmuşlar. 2700 yıl önce yarımadanın nüfusu 70.000’in üzerine çıkmış. Şimdilerde nüfusun 15.000’i bile bulmadığı düşünülürse ne olağanüstü bir uygarlıktan söz edildiği anlaşılır.
Son yıllarda Datça yeniden keşfediliyor. Kalabalıktan, gürültüden, kirlilikten kaçanlar Datça’yı ömürlerinin sonuna kadar kalacakları bir mekan olarak belliyorlar...
Datça, İstanbul’dan 963 km., Ankara’dan 840 km. ve Muğla’dan 134 km. uzaklıkta bulunan Datça’ya karayoluyla ulaşabilme imkanlarınız çeşitlidir. İstanbul, Ankara ve İzmir’den direk otobüs seferleri mevcuttur. Ortalama otobüs seferleri 14 saat sürmektedir.
Eğer otomobille gitmek tercihinizse, ünü iyice yayılmış virajlı yollardan geçmek zorundasınız. Eskiden iki aracın karsılıklı geçmekte zorlandığı yollar genişletilmiş ulaşım rahatlamıştır. Muhteşem manzaralara sahip bu yolda ortalama yolculuk 11 saat sürmektedir.
Mayıs-Ekim ayları arasında, Bodrum’dan kalkan feribotlar da bir diğer seçeneğinizdir. Yaklaşık 4 km. süren bu yolu deniz üzerinde almak değişik bir yolculuk olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim..
Havayoluyla büyük şehirlerimizden Bodrum’a uçup, oradan karayoluyla ya da denizyoluyla Datça’ya ulaşmanız da mümkündür...
DATÇA "Başka türlü bir şey"
Başka türlü bir şey benim istediğim..
Ne ağaca benzer, ne de buluta..
Burası gibi değil gideceğim memleket...
Denizi ayrı deniz..
Havası ayrı hava…Can Yücel- “Başka Türlü Bir Şey” şiiri
“Mekanım Datça Olsun”, diyerek buraları merak ettiren büyük üstad Can Yücel’in şiirinde de söylediği gibi deniziyle, havasıyla başka türlü bir yerse aradığınız o zaman doğru adrese varmak üzere yola çıkmışsınız demektir.
Datça limanından sabah kalkan tekneler yarım ya da tam günlük geziler düzenliyor.. Çevredeki koy ve büklere. Yarım günlük turlarda merkezden Mesudiye köyü koylarına kadar gidilip dönülüyor. Tam günlük turların hedef noktası ise Knidos. Gidiş ve dönüşte koylarda yüzme ve yemek molası veriliyor. Uğranılan önemli koy ve bükler arasında Kargı koyu, Hayıt ve Kızılbük, Palamut bükü yer alıyor. Yarım günlük turlar 35, tam günlük turlar 40 tl.
Datça limana bağlı teknelerin oluşturduğu manzara her zaman güzeldir. Her limanın da kendine özgü bir güzelliği vardır. Limanda barlar, lokantalar, çay içip etrafı seyredebileceğiniz çay bahçeleri var.
Liman'dan Anfitiyatro'ya doğru gittiğinizde Elbruz ustanın yaptığı Aslan heykeliyle karşılaşacaksınız. Knidos'un aslanı yıllar önce yurtdısına kaçırılmış şu an British Museum'da sergileniyor. Datça Belediyesi Elbruz ustaya Knidos aslanının heykelini yaptırarak anlamlı bir iş yaptığını düşünüyorum.Tonlarca ağırlıktaki mermer aslan limana doğru beklediği birini arar gibi bakmakta...
DATÇA ILICASU GÖLETİ
Sularının şifalı olduğu söylenen göletin suları yer altından kaynıyor.
Göletten kaynayan sular buradan denize akmaktığı yerde Ilıcasu Değirmen evi görülüyor (Beyaz bina) Devamlı akan bu suya yazın giren tatilciler denizden sonra üzerlerindeki tuzdan arınmaktalar...
Çevre yolundan baktığınızda ılıcasu ve değirmen bu şekilde görünüyor. Değirmenin çalışması buradan sağlanan suyla oluyor. Bu su değirmeni Datça'da tek çalışır vaziyetteki değirmen. Hemen bitişiğindeki Kent Park (belediye parkı)'da oturup çayınızı yudumlamanızı öneririm. Buradan denize de girebilirsiniz...
KARGI KOYU
Belediye parkına 4 km mesafedeki Kargı koyu da Datça'da görülecek yerlerdendir. Yukarıdan koyun görünüşünü seyretmek bütün yorgunluğunuzu alır.
Sizde Datça’yı günübirlik bir uğrak yeri gibi düşünmeyin. Yarımadanın etrafında tamı tamına 52 koy bulacaksınız. Kimisine sadece denizden ulaşılabilen bu koylardan biri gün boyu sadece size ait olabilecek. Sakin ve huzur dolu plaj arayanlar toplam 13 km uzunluktaki plajlardan birine atabilirler kendilerini. Datça plaj ve koylarındaki denizin güzelliğini, akvaryum duruluğundaki suyunu unutamıyacaksınız.
Datça bademi, Türkiye’de oldukça meşhur olan lezzetlerden bir tanesidir. Datça’da bademlerin bir çok çeşidi vardır. Nurlu’su, ak’ı, dedebeğ'ı kababağ’ı gibi değişik çeşitleri vardır. İncirli Badem: İncirin içine badem koyup fırında pişirilen tatlıya deniliyor ve İncirli Badem’e bal karıştırarak yapılan lezzete ise Ballı Badem adı verilmektedir. Bu tatları halk pazarlarında ve yol kenarlarında kolaylıkla bulabilirsiniz.
Yaş badem Mayıs-Haziran aylarında içi olgunlaşmış bedemin kabuğundan çıkarılmasıyla elde edilir. Temmuz-Ağustos aylarında ağacında dış kabukları açıldıktan sonra toplanan, güneşte kurutulup kabuklarıyla ya da kırılarak içi satılana da badem ya da kuru badem denir. Yaş bademi ilk kez Datça'da tattım. Kurusundan daha lezzetli geldi bana..
Datça Cumhuriyet meydanı..
Karsı uçtaki beyaz bina Datça öğretmenevi
Son yıllarda Datça yeniden keşfediliyor. Kalabalıktan, gürültüden, kirlilikten kaçanlar Datça’yı ömürlerinin sonuna kadar kalacakları bir mekan olarak belliyorlar...
Datça, İstanbul’dan 963 km., Ankara’dan 840 km. ve Muğla’dan 134 km. uzaklıkta bulunan Datça’ya karayoluyla ulaşabilme imkanlarınız çeşitlidir. İstanbul, Ankara ve İzmir’den direk otobüs seferleri mevcuttur. Ortalama otobüs seferleri 14 saat sürmektedir.
Eğer otomobille gitmek tercihinizse, ünü iyice yayılmış virajlı yollardan geçmek zorundasınız. Eskiden iki aracın karsılıklı geçmekte zorlandığı yollar genişletilmiş ulaşım rahatlamıştır. Muhteşem manzaralara sahip bu yolda ortalama yolculuk 11 saat sürmektedir.
Mayıs-Ekim ayları arasında, Bodrum’dan kalkan feribotlar da bir diğer seçeneğinizdir. Yaklaşık 4 km. süren bu yolu deniz üzerinde almak değişik bir yolculuk olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim..
Havayoluyla büyük şehirlerimizden Bodrum’a uçup, oradan karayoluyla ya da denizyoluyla Datça’ya ulaşmanız da mümkündür...
DATÇA "Başka türlü bir şey"
Başka türlü bir şey benim istediğim..
Ne ağaca benzer, ne de buluta..
Burası gibi değil gideceğim memleket...
Denizi ayrı deniz..
Havası ayrı hava…Can Yücel- “Başka Türlü Bir Şey” şiiri
“Mekanım Datça Olsun”, diyerek buraları merak ettiren büyük üstad Can Yücel’in şiirinde de söylediği gibi deniziyle, havasıyla başka türlü bir yerse aradığınız o zaman doğru adrese varmak üzere yola çıkmışsınız demektir.
Datça limanından sabah kalkan tekneler yarım ya da tam günlük geziler düzenliyor.. Çevredeki koy ve büklere. Yarım günlük turlarda merkezden Mesudiye köyü koylarına kadar gidilip dönülüyor. Tam günlük turların hedef noktası ise Knidos. Gidiş ve dönüşte koylarda yüzme ve yemek molası veriliyor. Uğranılan önemli koy ve bükler arasında Kargı koyu, Hayıt ve Kızılbük, Palamut bükü yer alıyor. Yarım günlük turlar 35, tam günlük turlar 40 tl.
Datça limana bağlı teknelerin oluşturduğu manzara her zaman güzeldir. Her limanın da kendine özgü bir güzelliği vardır. Limanda barlar, lokantalar, çay içip etrafı seyredebileceğiniz çay bahçeleri var.
Liman'dan Anfitiyatro'ya doğru gittiğinizde Elbruz ustanın yaptığı Aslan heykeliyle karşılaşacaksınız. Knidos'un aslanı yıllar önce yurtdısına kaçırılmış şu an British Museum'da sergileniyor. Datça Belediyesi Elbruz ustaya Knidos aslanının heykelini yaptırarak anlamlı bir iş yaptığını düşünüyorum.Tonlarca ağırlıktaki mermer aslan limana doğru beklediği birini arar gibi bakmakta...
DATÇA ILICASU GÖLETİ
Sularının şifalı olduğu söylenen göletin suları yer altından kaynıyor.
Göletten kaynayan sular buradan denize akmaktığı yerde Ilıcasu Değirmen evi görülüyor (Beyaz bina) Devamlı akan bu suya yazın giren tatilciler denizden sonra üzerlerindeki tuzdan arınmaktalar...
Çevre yolundan baktığınızda ılıcasu ve değirmen bu şekilde görünüyor. Değirmenin çalışması buradan sağlanan suyla oluyor. Bu su değirmeni Datça'da tek çalışır vaziyetteki değirmen. Hemen bitişiğindeki Kent Park (belediye parkı)'da oturup çayınızı yudumlamanızı öneririm. Buradan denize de girebilirsiniz...
KARGI KOYU
Belediye parkına 4 km mesafedeki Kargı koyu da Datça'da görülecek yerlerdendir. Yukarıdan koyun görünüşünü seyretmek bütün yorgunluğunuzu alır.
Sizde Datça’yı günübirlik bir uğrak yeri gibi düşünmeyin. Yarımadanın etrafında tamı tamına 52 koy bulacaksınız. Kimisine sadece denizden ulaşılabilen bu koylardan biri gün boyu sadece size ait olabilecek. Sakin ve huzur dolu plaj arayanlar toplam 13 km uzunluktaki plajlardan birine atabilirler kendilerini. Datça plaj ve koylarındaki denizin güzelliğini, akvaryum duruluğundaki suyunu unutamıyacaksınız.
Datça bademi, Türkiye’de oldukça meşhur olan lezzetlerden bir tanesidir. Datça’da bademlerin bir çok çeşidi vardır. Nurlu’su, ak’ı, dedebeğ'ı kababağ’ı gibi değişik çeşitleri vardır. İncirli Badem: İncirin içine badem koyup fırında pişirilen tatlıya deniliyor ve İncirli Badem’e bal karıştırarak yapılan lezzete ise Ballı Badem adı verilmektedir. Bu tatları halk pazarlarında ve yol kenarlarında kolaylıkla bulabilirsiniz.
Yaş badem Mayıs-Haziran aylarında içi olgunlaşmış bedemin kabuğundan çıkarılmasıyla elde edilir. Temmuz-Ağustos aylarında ağacında dış kabukları açıldıktan sonra toplanan, güneşte kurutulup kabuklarıyla ya da kırılarak içi satılana da badem ya da kuru badem denir. Yaş bademi ilk kez Datça'da tattım. Kurusundan daha lezzetli geldi bana..
Datça Cumhuriyet meydanı..
Karsı uçtaki beyaz bina Datça öğretmenevi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)