13 Haziran 2014 Cuma

*** İZMİR ***

İzmir, yatlar ve gemilerle çevrilmiş uzun ve dar bir körfezin başında yer almaktadır. Sahil boyunca palmiye, hurma ağaçları ve geniş caddeler bulunmaktadır. İzmir Limanı, Mersin Limanı'ndan sonra Türkiye'nin en büyük limanıdır. İzmir, canlı ve kozmopolit bir şehirdir. Sahil şeridi dısındaki kesimlerin yeterince gelişmediğini ve şehirleşmediğini, binaların döküldüğünü üzülerek seyrettim.. 


KORDON'DA YÜRÜ!
Konak Meydanı ile Alsancak arasında deniz boyunca insanların keyifle yürüyüş yapabilecekleri Kordon İzmir'in en önemli özelliklerinden biridir.  


İzmir’in güzel kordonunun tadını, Konak’tan Alsancak’a kadar sahilden yürüyerek çıkarın. Yol boyunca yerleştirilmiş banklara oturup körfezi izleyin... 


Gündoğdu Meydanı (Alsancak)
İzmir' in Kordonboyu Gündoğdu meydanında bulunan bu heykel; Kurtuluş savaşında Atatürk ve süvarileri simgeliyor, kaidesine ise tüm cumhuriyet tarihi işlenmiş.
2002 yılında dikilmiştir.. 


İzmir’in faytonları,  sabah 09.00’dan gece saat 00.00’a kadar İzmir' Kordonu’nda, Liman ile Konak Pier arasında sefer yapıyor. Konak Pier önünde faytonların duraklayabileceği üstü tenteli gölgelik durak yeri bulunuyor. Faytonların tek gidiş bilet ücreti ise yabancı turistler için 10 EURO, İzmirliler ve yerli turistler için ise 20 TL 




VAPURA BİN!   
İzmir’in körfezinin iki yakasını birbirine bağlayan vapurlar, şehri ve insanlarını anlamak isteyenler için kaçırılmaması gereken bir deneyim... 














KARŞIYAKA
En eski çağlardan beri İzmir’in karşı sahiline Karşıyaka demişlerdir. 1081’de İzmir’de Çakabey Dönemlerinde ve daha sonra Aydınoğlu Umur Bey zamanındaki İzmir savaşlarında “Karşı-Yaka” ve “Karşı-Sahil” tariflemesi, Selçuklu Silahşörleri arasında söylene gelmiştir. 


Atatürk, Annesi ve Kadın Hakları Anıtı (Karşıyaka) 
Anayasa Meydanı'nda bulunan anıt 1972 yılında Prof. Dr Tamer Başoğlu tarafından yapılmıştır. İzmir, Karşıyaka İskele Meydanı'nda bulunan anıt, biçimi kadar kapsamı, ifadesi, ismi de farklı bir yapıttır. Anıtın adı Atatürk, Annesi ve Kadın Hakları Anıtıdır. Alan düzenlemesi ile bütünleşen yapıtta, geleneğin dışından bir biçimlendirmeye gidilmiştir.  






KONAK
9 Eylül 1922'de göndere çekilen bayrak ile yalnız İzmir'in değil Türkiye'nin kurtuluşunun simgelerinden biri olmuş Hükümet Konağı, Konak Meydanı'ndadır. Hükümet Konağı 1868-1872 tarihleri arasında inşa edilmiştir. Yapılışından günümüze İzmirliler'in buluşma noktalarından biri olan Saat Kulesi, Konak Meydanı'ndadır. Konak Antik Çağ'dan günümüze taşınmış eserlerle, Osmanlı Dönemin'den kalan eserlerle, ama en çok Cumhuriyet Dönemi'nin eserleriyle karakterize olur. Konak İlçesi, İzmir'in kültür, sanat, eğlence ve medya merkezi olması nedeniyle yerli ve yabancı tüm turistlerin uğrak yeri durumundadır.


SAAT KULESİ
İzmir Saat Kulesi, İzmir'in Konak ilçesinde, aynı isimli meydanda bulunan tarihi eser. 
Saatin kurulma nedeni eskiden saatlerin pahalı olmasıdır. 


II. Abdülhamit'in tahta çıkışının 25. yılı için 1901'de Sadrazam Mehmet Said Paşa tarafından Alman Konsolosluk binasını yapan mimar Raymond Charles Péré tarafından yaptırılan kule 25 metre boyunda olup, dairesel esas etrafında dört çeşmesi vardır ve kolonlar Kuzey Afrika temasını esinlendirir. Kulenin saati Alman İmparatoru II. Wilhelm'in hediyesidir. 
Saat kurulduğu günden bu yana yalnızca bir kere durmuştur.  






Atatürk rölyefi - (Buca) 
Buca İlçesi'ne bağlı Çaldıran Mahallesin' de Yeşildere Çevre Yoluna bakan kayalıklar üzerine Püskürtme beton tekniğiyle yapılmış olan Atatürk Rölyefi 40 metre yüksekliğindedir.
Türkiye'nin en büyük dünyanın ise 10'uncu büyük rölyef projesi 3 yılda tamamlandı.

12 Haziran 2014 Perşembe

*** KÖY KAHVALTISI/KİRAZLIBAHÇE/KONYA ***

Kızılören kasabası, Konya Meram ilçesi sınırları içinde, Konya-Beyşehir karayolu 40. km'de tarihi ipek yolu üzerinde bulunmaktadır. Kızılören, özellikle Selçuklu ve Osmanlı devleti dönemlerinde, kral ve ipekyolu üzerinde, ticaretin kavşağında önemli dinlenme yeri olarak ön plana çıkmıştır.. 


Şehir hayatının karmaşasından kurtulup, sevdikleriniz ile birlikte doğa ile iç içe, stresten uzak, yemyeşil kiraz ağaçlarının arasında çardaklarda muhteşem bir köy kahvaltısı yapmanın adresi burası.. 













*** BEYŞEHİR EŞREFOĞLU CAMİİ ***

1296-1299 tarihleri arasında Eşrefoğlu Beyliğinin kurucusu Seyfettin Süleyman Bey tarafından yaptırılmıştır. Beyliğin kuruluş tarihi hakkında kesin bir bilgi olmamakla birlikte 1275'li yıllarda yapıldığı tahmin edilmektedir. Eşref bey, Beyliğin kuruluş aşamasındayken vefat etmesi üzerine yerine geçen oğlu Seyfettin Süleyman bey, hem Beyliği kurduğu için hemde camii yaptırdığı için beylik ve Camii baba oğul ismiyle anılmaktadır.  




Eşrefoğlu Camii'nin UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne girmesi için başvuru yapıldı. Eşrefoğlu Camii'nin kalıcı listeye girebilmesi amacıyla yürütülen çalışmalar devam ediyor.. 




Camii'de üç kapı 35 pencere 42 tane sütun direği ve çatı kısmında ise 480 adet kiriş vardır. Bu ağaçların hepsi Sedir ağacıdır. Camii'nin tam ortasında karlık denilen bir bölüm bulunmaktadır. Bu bölüm için iki tane rivayet vardır. 
1. Selçuklu geleneklerinin devamı olan sembolik bir avludur. 
2. Kar deposudur.  


Camii'nin Sağ ön tarafında Bey Mahfili denilen bir bölüm vardır. Bu Mahfil Sultanların, Beylerin toplantı yaptığı, iştişare sohbetleri yaptığı ve namazlarını kıldığı yerdir. 
Ahşap sütunlar sedir, başlıklar ise abanoz ağacından olup, 6 ay Beyşehir gölünün içinde yatırılarak, kimyasal kullanılmadan doğal konzerve edilmiş, 700 yıldır bir şey olmuyor.. 
700 yıl boyunca tamamen kütük sütunlar üzerinde yükselen bir eser.  
Bu ahşaplar neden bükülmez, çatlamaz, kurtlanmaz veya çürümez...


Karlık ile mihrap önü kubbesi arasındaki yüksek olan kısım ise müezzin mahfilidir. 
Bu müezzin mahfili Osmanlı döneminde 1571 tarihinde yapılmıştır. 


Camii'nin mimberi ise görülmeye değer olup, ceviz ağacından kündekari tekniği ile çivi ve tutkal kullanılmadan yapılmıştır. Mimberi yapan usta mimber kapısının hemen sağ ve sol üst köşelerine "Ameli isa" şeklinde ismini nakşetmiştir. Aynı isim Orijinal kapının üstünde de vardır. Mihrap 4,5 metre eninde 6 metre yükseklikte Selçuklu çini geleneğinin muhteşem bir örneğidir. Mihrabın kenarın da Ali İmran Suresinin 38, 39, 40, 41 ayetleri işlenmiştir. 
Ali İmran - 38 : İşte o sırada Zekeriyya Rabbine niyaz edip "Ya Rabbi," dedi, "bana Senin tarafından tertemiz, hayırlı zürriyet ihsan eyle! Şüphesiz ki Sen duaları işitip icabet edersin!" 
Ali İmran - 39 : Zekeriya mihrapta namaz kılmakta iken melekler kendisine seslenip: "Allah sana, Allah'tan bir kelimeyi tasdik edecek, hem efendi, ehm gayet zahid, hem peygamber olacak olan Yahya'yı müjdeler" dediler. 
Ali İmran - 40 : O: "Ya Rabbi," dedi, "nasıl benim çocuğum olabilir ki ihtiyalarlık başıma çökmüş, hanımım ise kısır hale gelmiştir?" Allah: "Böyle de olsa, Allah dilediğini yapar" buyurdu. 
Ali İmran - 41 : O: "Ya Rabbi, bana oğlum olacağına dair bir alâmet bildirir misin?" deyince, Allah: "Senin işaretin şudur: "Üç gün müddetle halkla işeretleşme dışında konuşmayacaksın! Rabbini çok zikret, sabah akşam onu tesbih ve tenzih et!" buyurdu. 






BEDESTEN (Çarşı)
Anadolu’da ayakta kalabilmiş en güzel bedestendir. Yanındaki Eşrefoğlu Camii’yle birlikte 1299 yılında inşa edilmiş. Kanuni Sultan Süleyman döneminde onarılmış. 
Taş ve tuğladan yapılma kubbeleri vardır.. 


TAŞ KÖPRÜ 
Yapımı da 1908-1914 yılları arasında tamamlanır ve 850000 altına mal olur. Osmanlı Devleti'nin kurduğu ilk sulama projesidir. 


Köprü aynı zamanda baraj görevi de yapar. Kuzey güney yönünde uzanır, 15 tane gözü vardır. Taş köprü 1997 de taşıt trafiğine kapatılmıştır. Regülatörden Çarşamba Çayına dökülen sular, Konya Ovası'na ulaşır. Kanal vasıtasıyla gölden ortalama 500 milyon m3 su alınmakta olup, bu suyla 70000 hektar arazı sulanmaktadır. 




Beyşehir İlçe merkezi, Beyşehir Gölünün güneydoğu kıyısında kurulmuştur. Konya-Isparta ve Konya-Antalya karayolu ilçeden geçer. İl merkezine 90 km mesafededir. 
Göl kenarında turistik tesisler vardır.

11 Haziran 2014 Çarşamba

*** BEYŞEHİR GÖLÜ MİLLİ PARKI ***

Türkiye'nin en büyük milli parkıdır. 1993 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla kurulan milli park 88 bin 750 hektarlık alanı kapsıyor. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü bünyesinde koruma altında bulundurulan Türkiye'de toplam 897 bin 657 hektarlık alana sahip 40 adet milli park bulunuyor. 
Bu milli park alanlarının en genişi ise Beyşehir Gölü Milli Parkı olarak dikkat çekiyor. 


Göl içerisindeki adalar su kuşlarının yuvalanması ve kuluçkalanmaları için önem teşkil ederken, adalar dalgıç türleri, kuğular, karabataklar, bazı balıkçıl türleri ve ördekler için kışlama ve kuluçka alanı olarak biliniyor.. 


Birçok göçmen su kuşları avlanmak, kamış adalarda kuluçkaya yatmak (üremek) ve bazıları kışlamak için Beyşehir Gölüne gelirler.. 


Göçmen su kuşlarından bazıları şunlardır;
Küçük karabatak, Bayağı kaşıkçı, Dalmaçya Pelikanı, Bayağı balaban, Balıkçılgiller
Alaca balıkçıl, Erguvani balıkçıl, Pasbaş patka, Gülen sumru 


Olta tutkunlarının gözde mekanı Beyşehir Gölü'nde baharın gelmesiyle birlikte, profesyonel avcılığın yanı sıra olta avcılığı da başlıyor... 


Bu keyif için saatlerce beklemeye değiyor.. 






Son yıllarda yat turizmi Beyşehir'de gözle görülür bir şekilde gelişmiştir. 
Bölge buu sayede cazibe merkezi haline gelmiştir.. 


Şuan yapılan turlar 1 saatlik, sadece yakındaki Yılanlı Ada ile sınırlı.. 
Ama turcular ilerleyen zamanda, Hacıakif, Kızkalesi gibi gözde adaların yanı sıra göl üzerinde insan yaşayan tek ada olan Isparta ili sınırlarındaki Mada Adası'na da tur başlatmayı planlıyorlar..