Popüler Yayınlar

27 Haziran 2011 Pazartesi

*** KAHRAMANMARAŞ KALESİ ***

Kahramanmaraş Kalesi, Kahramanmaraş kent merkezindeki yığma tepenin üstündedir. Günümüze değin birçok onarım geçiren kalenin M.Ö. 1. yüzyıl - M.S. 2. yüzyıl arasında yapılmış olacağı düşünülmektedir. Osmanlı döneminde de kale içerisinde önemli bir yerleşim olduğunu Evliya Çelebi’den öğreniyoruz. Evliya Çelebi, Yavuz Sultan Selim’in İran seferine giderken bu kaleyi ele geçirdiğini belirtir. Ardından burada yaşayanlar Kanuni Sultan Süleyman zamanında isyan etmişler ve o zamana kadar harap durumdaki kale yeniden yapılmıştır Yine Evliya Çelebi’ye göre; “…Etrafı altı yüz adım ve dört köşedir Etrafında hendeği yoktur. Kapısının dışındaki kalelerin birbirine bakan dört tane aslan tasviri vardır”
Bu gün itibariyle kale surlarının içi park olarak düzenlenmiştir. Açık çay bahçeleri, çocuk parkı ve dinlenme mekanları bulunmaktadır...
Şehre ulaşım: karayolu, havayolu ve demiryolu ile mümkündür. Havaalanı, 1996 yılında hizmete girmiş olup, halen faaldir. Havaalanı, şehir merkezine, 5 km. uzaklıktadır.
Kahramanmaraş-Ankara arası uzaklık: 592 km. Kahramanmaraş-İstanbul arası uzaklık: 1046 km. Kahramanmaraş-Adana arası uzaklık: 186 km. Kahramanmaraş-Gaziantep arası uzaklık: 80 km.


Kahramanmaraş ili, Akdeniz bölgesinde yeralan, dondurma, biber ve tarhanasıyla ünlü bir ildir. Kurtuluş Savaşı sırasında Fransız işgalcilere karşı verdiği yerel mücadeleden dolayı TBMM tarafından istiklal madalyası verilen tek ildir. Yine bu kararla Maraş olan eski adı, Kahramanmaraş olarak değiştirilmiştir. 


Maraş Hitit devrinde meşhur kumandan “Maraj” tarafından kurulmuştur. Asurluların “Markasi” ve Romalıların “Germanikya” dedikleri bu şehre Sivas Kurtuluş Savaşının temellerinin atıldığı, Selçuklu devrinin dev eserleriyle süslü, yüzölçümü bakımından Konya'dan sonra ikinci sırada yer alan bir il. Bu şehire İslam orduları fethedince “Mer’aş” veya “Reaşe”, Türkler fethettikten sonra da “Maraş” denildi. “Mer’aş” “titreyen yer” demektir. Nil Vâdisi, Lût Gölü, Amik Ovası, Maraş arası deprem bölgesidir. Bu sebeple Mer’aş denildiği düşünülür.


Kaleden Ahır dağı manzarası...
Kahramanmaraş Ahır dağı eteklerinde kuruludur. Maraş dondurmasının sırrı Ahir Dağı’nın yamaçlarındaki yüksek yaylalarda yetişen kekik, keven, sümbül ve çiğdem gibi çiçeklerle beslenen keçilerin sütünden kaynaklanmaktadır. Maraş dövme dondurmasıyla meşhurdur. Kahramanmaraş'ın dövme dondurması yerel şirketlerin azmi ve katkısıyla ünü tüm dünyaya yayılmış ve birçok dünya şehirlerinde dondurma şubeleri açılmıştır.  




Kale gezimizde bir anda ortaya çıkan meçhul amca o yanık sessiyle Meyrik türküsünü öyle bir söylediki hepimiz duygulandık… 
Meyrik, Pazarcık'ın Damlataş Köyü’nün “Kantarma Obası”nda veremden ölen ve üzerine ağıtlar yakılan güzel bir gelindir. Meyrik evlenmeden önce verem hastalığına tutulmuştur. Teyzesinin oğlu Hasan’la evlendirilir. Evliliklerinin daha 3.ayında Meyrik hastalanır ve Kahramanmaraş Devlet Hastanesi’ne kaldırılır. Çok geçmeden köye Meyrik ‘in ölüm haberi gelir. Kadınlar toplanır, ağıt yakarlar. Olayın en ilgi çekici yanı “Meyrik Türküsü”nün ağıt olarak , o anda irticalen Meyrik Gelin’in hem teyzesi hem de kayınvalidesi tarafından söylenmesidir. Yıl 1970’tir.
Daha sonraları 1971 yılında Aşık Mahzuni Şerif köye gelerek Meyrik Türküsü’nü besteler. Halen Türk Halk Müziği’nin en sevilen türkülerinden biri olan bu yanık türkü, birçok sanatçı tarafından söylenmiştir, söylenmeye de devam etmektedir.
Maraş'tan Bir Haber Geldi (Meyrik)
Maraş'tan bir haber geldi
Dediler ki Meyrik öldü oy oy
Keşke Meyrik ölmeseydi
Kesileydi elim kolum oy oy


Oy Meyrik Meyrik Meyrik
Ben kurbanam sana Meyrikbaktabul
Ben hayranam sana Meyrik


Doktor yarayı kesiyor
Gene Meyrik kan kusuyor oy oy oy
Dediler ki Meyrik öldü
Anası kime (bana) küsüyor oy oy oy


Oy Meyrik Meyrik Meyrik
Ben kurbanam sana Meyrik
Ben hayranam sana Meyrik


Şu Meyrik'in acısına
Çarşaf serin gecesine oy oy oy
Keşke Meyrik ölmeseydi
Sabır onun kocasına (anasına) oy oy oy


Oy Meyrik Meyrik Meyrik
Ben kurbanam sana Meyrik
Ben hayranam sana Meyrik  



Kahramanmaraş'daki Abdülhamid Han Camii, Maraşın en büyük ve Türkiye`nin üçünçü camisidir...  


Kaleye çıkış yolu..


Kalenin girişinde bulunan tarihi top... 


BAYRAK OLAYI
Maraş işgalinde, işgalci güçlerin şehirde yaptığı taşkınlıklar tam bir terör havası estirir. Olaylar bir türlü durmak bilmez. 27 Kasım 1919 gecesi Ermenilerin ileri gelenlerinden Hırlakyan'ın evinde bir balo tertiplenir. Ziyafette yemekler yenilip içildikten sonra baloyu açmak ve Hırlakyan Ailesini şereflendirmek düşüncesiyle Guvernör Andre, Agop Hırlakyan'ın iki torunundan Osep'in kızı müstakbel Ermenistan Prensesi diye adlandırılan Helena'yı dansa davet eder. Genç kız; “Sizinle dans etmemekten üzgünüm, çünkü kendimi hala esaret ve zillet içinde yaşayan bir kadın olarak görüyorum. Kalesinde Türk Bayrağı dalgalanan bir memlekette, Fransızların hakim oldukları ve bizim emniyet ve hürriyet içinde yaşadığımızı nasıl düşünebiliyorsunuz?" diyerek, Guvernör Andrenin teklifini red eder. Bunun üzerine askerlerine emir veren Komutan, Kalede ki Türk Bayrağı'nı indirtir..
28 Kasım 1919 Cuma sabahı Maraş'lının kara sabahıdır. Yatağından kalkan Maraş'lılar, asırlardan beri Kale burcunda dalgalanan şanlı bayraklarını göremezler. Bu olay şehri infiale sürükler. Savcı Avukat Mehmet Ali Kısakürek derhal kaleme sarılıp “Alem-i İslam'a Hitap” beyannamesini yazarak şehrin muhtelif yerlerine dağıttırır. Halkı Bayrağın indirilmesine tepki göstermeye davet eder..
Bayrağının indirilmesi karşısında Maraşlılar sessiz kalmazlar ve halk Cuma namazı vakti Ulu Cami'de toplanır. Ezan okunduktan sonra, camide toplanan halk “Bayraksız namaz kılınmaz” diye bağırır. O esnada cami imamı “Aziz cemaat, kalesinde düşman bayrağı dalgalanan bir millet hürriyetini kaybetmiş sayılır. Hürriyet olmayan bir yerde Cuma namazı kılmak caiz değildir” diyerek dağıtılan beyannamenin doğru olduğunu tasdik eder. Bunun üzerine Maraşlılar topluca Kaleye hücum ederek, indirilen bayrağı yeniden Kale burçlarına diker ve Cuma namazı orada eda edilir.


Bayrak olayının hareket noktası Maraş Ulu Cami
Kalenin güneyindeki meydanda bulunan Ulu Cami’yi kitabesinden öğrenildiğine göre; Dulkadiroğulları’ndan Süleyman oğlu Alâ Üd-Devle Bey 1496 yılında yaptırmıştır..







Ulu Cami, 40x27 m ölçüsünde dikdörtgen planlı olup, yapımında kesme taş kullanılmış, üzeri de ahşap hatıllarla örtülmüştür. Caminin kuzeyine sonradan ahşap çatılı yedi paye ve bir de duvar uzantısından meydana gelen bir son cemaat yeri eklenmiştir. Bu sütunlar birbirlerine yuvarlak kemerlerle bağlanmışlardır..


3 yorum:

Nehir İda dedi ki...

kaleye çıkış yoluna bayıldım. Leyleği havda görenlerdensin:)
İnsan kıskanıyor ama gezin bakalım belki bir gün biz de gezeriz:)

didem dedi ki...

Kaleye cikis yoluna bayildim diyecektim ki bir baktim ayni cumleyi Ebru sarfetmis:) Ayni seyi dusunmusuz.
Dondurmayi biliyordum da biber ve tarhanasi ile unlu oldugunu bilmiyordum.

Adsız dedi ki...

çok güzel olmuş