Popüler Yayınlar

12 Mart 2012 Pazartesi

*** BURSA ULU CAMİİ ***

Osmanlı Devleti’nin ilk başkenti Bursa’nın en önemli tarihi eserlerinden biri Ulu Cami’dir. Asıl adı Cami-i Kebir olan bu ulu mabedi dördüncü Osmanlı padişahı Yıldırım Bayezid (Hükümdarlık devresi: 1389-1402) yaptırmıştır. Ulu mabedin duvarları ve direklerindeki hat sanatının mükemmel örnekleri olan muhteşem tablo ve duvar yazıları, burayı adeta “Bir hüsn-i hat sergisi” haline getirmiştir.
Şu an Ulu Cami’de yirmi bir kadar hattatın kaleminden 45’i levha 87’si duvar yazısı olmak üzere 132 yazı bulunmakta. Bu yazılarda ise 3 adet sure, 3 ayrı tarzda Ayete’l-Kürsi, 47 âyet, 14 hadis, 25’ten fazla tesbih sözü, Esma’ül-Hüsna yazıları, Allah (cc), Muhammed (sav) ve İslam büyüklerinin isimleri, 2 adet şiir, 3 tane de beyit bulunmakta...



Ulucami, mimâri unsurlarından ziyâde, cami içinde bulunan havuzlu şadırvanı ve devâsa boyuttaki yazıları ile insanları etkilemekte ve câzibeli kılmakta. Nasıl ki, Bursa’nın karakteristik özelliği Uludağ, yeşil bir tabiat ve su ise, Ulucami’nin karakteristik özelliği, cami ortasında bulunan havuzlu şadırvan ve caminin tamamına hâkim olan devâsa boyuttaki yazılardır. Çoğu mü’min şadırvanda abdest alıp, şadırvan maksûrelerinde Kur’an okuyarak ruhlarını dinlendirmekte ve arındırmaktadırlar...

 

Âdeta bir hüsn-i hat müzesi olan Ulucami’de, ayakların dört tarafına ve duvarlara nakşedilmiş yazılardan başka birçok levha şeklinde yazı bulunmakta. Pâyeler ve duvarlarda boş yer bırakılmamacasına yazılar nakşedilmiş. Yazılardaki çeşitliliği ve siyah yanında bazen kırmızı rengin kullanılması, yazılara adeta levha özelliği kazındırmış. Yazıların arasına tahrir çekildiği gibi, bazı motifler de işlenmiş. Camide bulunan, taşınabilir büyüklük ve ağırlıktaki levhaların sayısında standart bulunmamakta...

 
Ulu Cami’de miladi 1778 yılında yazılmış oldukça büyük (650 x 650 cm) tuğra yazısında bir hadis-i şerif vardır ki manası şöyle:
“Benim şefaatim ümmetimden büyük günah sahiplerinedir”


VAV: 'İnsan Vav şeklinde doğar, bir ara doğrulunca kendini elif sanır.
İnsan iki büklüm yaşar, oysa en doğru olduğu gün ölmüştür.
Kulluğun manası Vav'dadır, elif uluhiyetin ve ehadiyetin simgesidir.
O yüzden Lafz-ı ilahi Elif'le başlar.
Elif kainatın anahtarıdır, Vav kainattır.
Rabbi Vav gibi mütevazı olsun ister kulları.
Musa Vav olmuştur ama Firavunun gözü Elifte kalmıştır.
İbrahim ateşte Vav'dır, Nemrut bizzat ateşe odun.
Yunus, Vav olup balığın karnında anca kurtarmıştır kendini.
İnsan iki büklüm olunca rahat eder ana karnında.
Boylu boyunca uzansa da kim rahattır mezarında?
Rabbimiz şöyle buyurur:
'Sabır ve namazla Allah'tan yardım isteyin. Rablerine kavuşacak ve O'na döneceklerini umanlar ve Allah'a gerçek bir saygı gösterenlerden başkasına namaz elbette ağır gelir'
Sonra çağırır insanı, belki cennet kokusunu duyurmak içindir bu davet, belki kendi yanına çağırıyordur.
İşte o ayet: "Secde et, yaklaş!"
Eğil ve ben senin başını göklere erdireyim, yıldızları ayağına sereyim, sana gezmekle bitiremeyeceğin cennetler, sayamayacağın nimetler vereyim demektir bu..
Secde et, Vav ol, vay dememek için... 



Ulu Cami’de padişahlar için sonradan yapılmış olan Hünkar mahfilinin yanında en güzel levhalardan biri olmak üzere altın varaklı, padişah II. Mahmud’un manası son derece önemli bir levhası mevcut. II. Mahmud’un (1808‐1839) levhasında: “Veizâ hakemtüm beyne’n‐nâsi en tahkümû bi’l‐adli”
"Allah, insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder.”

(Nisa suresi, 58) yazmaktadır...

 
Caminin içinde yer alan bütün yazılar, rast gele seçilmemiş, hayatımızın her anını düzenleyici, kuşatıcı, eğitici bilgi ve mesajlarla dolu. Bu boyutuyla, ulu mabede ibadet için gelenler iç huzuru bulmanın yanında hayatlarına mana kazandıracak ayet ve sözleri okuyarak bilgi ve görgü kazanmış oluyorlar...




Çok güzel işlemeli, çiçekleri altın varaklarla yapılmış büyük mihrapta namaz kıldıran ilk imamlardan biri Mevlid-i Şerifin yazarı Süleyman Çelebi’dir. Yanında hattatın kaleminin de asılı olduğu Mevlana hazretlerini hatırlatan müsenna bir çift Allah, Hu yazısı var.


Sert ceviz ağacından, hiç çivi kullanılmadan yapılmış, siyaha boyalı, kündekâri sanatının en muhteşem örneklerinden biri olan minberde güneş sistemi sembolize edilmiş...
 
 
Bursa Ulucami’ye yolu düşenler, büyük bir manevi huzur duyarlar. Mânevi iklim insanı sarıverir. Şüphesiz bunda, Ulucami’nin karıldığı mânevi havanın, Emir Sultan, Hazreti Üftâde, Somuncu Baba ve Süleyman Çelebi hazretlerinin büyük rolü bulunmaktadır. Kutlu bir hava ve tarih, bu cami kadar, hiçbir yerde insanı kuşatmaz...










6 yorum:

Ateş Böceği dedi ki...

Çok gezen insanları çok kıskanıyorum malesef gezemiyorum..

Pabuç dedi ki...

Aynı fotografları çekmişiz ama sizin bu yazınızda/fotograflarınızda bir defa daha gidip gezmiş gibi oldum Bursa'yı ...

Ellerinize/bakışınıza sağlık,bir de bilgi vermişsiniz ki orayla ilgili iki kere tebrik etmek lazım...

Saygılar

Ahmetyemekte dedi ki...

Fotoğrafları çok beğendim ellerine sağlık.

Aşk~ı Züleyha dedi ki...

Blogunuzu ziyeret ettim , harika resimler çekmişsiniz.Hz Allah sağlık afiyet versin inşALLAH, hep gezin ve bu güzellikleri resimleyip bizlerle paylaşın...Takibe aldım sizi.Hayırlı geceler diliyorum.Selam ve Dua ile...

Adsız dedi ki...

çok güzel yazı

Adsız dedi ki...

Çok güzel anlatılmış.Gezen ayağınıza,fotoğraf çeken elinize, bütün bunları anlatan dilinize sağlık sıhhat versin Rabbim İNŞALLAH...