Popüler Yayınlar

3 Eylül 2014 Çarşamba

BARLA'DA GEZİLECEK YERLER

BARLA
Barla, Isparta ilinin Eğirdir ilçesine bağlı olup, eğirdir gölünün batısındadır. Isparta’ya 40 km; Eğirdir’e 22 kmdir. Bölgenin en önemli illerinden olan Antalya’ya 170 kmdir.
Barla, 3000 nüfusa sahip bir kasaba olup; tarihi çok eskilere gitmekle beraber, 1926–1934 yılları arasında Bediüzzaman Said-i Nursi Hazretlerini misafir etmekle tanınmıştır. Bediüzzaman Hz.leri ve eserleri olan Risale-i Nur Külliyatı tanındıkça Barla da geniş kitlelerce tanınmıştır. Dolayısıyla Barla, Bediüzzaman Hz.leri ve Risale-i Nurla özdeşleşmiştir. 
Barla’da Gezilecek Yerler
1- Bediüzzaman Hz.lerinin 1926–1934 yılları arasında kaldığı ev
2- 28. sözün yazıldığı Sıddık Süleyman Bey’in bahçesi, şu anki ismiyle Cennet Bahçesi
3- Bediüzzaman'ın imamlık yaptığı Muş Mescidi
4- Bediüzzaman Said Nursi’nin 1953–1960 tarihleri arasında Barla’ya geldiklerinde kaldığı ev olan Hacı Hafız Mustafa Öztürk ve Hacı Mehmet Tevfik Öztürk Kültür Evi 
5- Risale-i Nur’un saff-ı evvellerinin defnedildikleri Barla Kabristanı
6- Bediüzzaman Hz.lerinin tefekkür mekanı Çam Dağı
Barla'nın Önemi: 
Risali Nur Külliyatının 4/3 Barla’da yazılmıştır.


Bediüzzaman Hz.lerinin 1926–1934 yılları arasında kaldığı ev  
Sürgünde göz altında tutulduğu evine vardığımız zaman iki katlı iki odalı mütevazi bir köy odası karşılıyor bizi. Evin önünde bir çınar ağacı, ağacın üzerinde Sait Nursi’nin zaman zaman çıkıp eserlerini yazdığı sayvanını görüyoruz. Çınar ağacının hemen yanında bulunan çeşme yanık yürekleri ferahlatıyor. Evin çevresinde küçük evlere açılmış dükkanlar, Barla’ya gelenlere Barla hatırası eşyalar satıyor. Gül memleketinde gül üzerine ne varsa bu küçük evden bozma dükkanlarda bulmak mümkün.  


Yıllarca Bediüzzaman’ın evradlarına, ibadetlerine, dualarına, ıstıraplarına şahitlik eden evin karşısındaki haşmetli ve hikmetli çınar ağacı görülüyor. Barla'daki bu çınar ağacı hakkında Bediuzzaman şöyle diyordu:
“Ehl-i hükümet gelerek, 'Eğer razı olursan şu ağacın bir dalını keseceğiz, sana da l0 bin altın vereceğiz; bu parayı Risâle-i Nur’un hizmetine sarf edersin' deseler, Vallahi razı olmam.” (Son Şahitler 1.Cild s. 409) 
Talebeleri, Bediüzzaman’ın 1953 yılında, yaklaşık 20 yıllık bir ayrılıktan sonra Barla’ya tekrar ayak bastığında çınar ağacına sarıldığını ve uzun uzun hıçkırıklarla gözyaşı döktüğünü söylüyor. Ağaç, Bediuzzaman'ın yolunu bekler gibi dimdik, ziyaretçilere hizmet vermeye devam ediyor... 


Çınar ağacından Eğridir gölü manzarası 






Büyük alimi ağırlayan küçük ev: Said Nursî’yi misafir eden eve girildiğinde duvardaki tabloda yazan “Altı vilayet genişliğindeki, manevî Medreset’üz Zehra’nın çekirdeği ve birinci meyvesi olan ve sekiz sene ikamet ettiğim ve Risale-i Nur’un telif merkezi olan bu evimi bir Medrese-i Nuriye olarak vakfettim.” sözleri ile iki odalı bu mütevazı evin ehemmiyeti daha iyi anlaşılıyor.  


Bediüzzaman’ın kaldığı bu ev çok sade. Ona ait bir ev eşyasına rastlamak mümkün değil. Yalnız geriye miras bıraktığı ve binlerce insanın imanına vesile olacak Risale-i Nur Külliyatı’nı görebiliyoruz. Ev birkaç tamirat geçirse de odasındaki dolaplar, tavan, kapı ve pencereler o dönemdeki hali ile aynen muhafaza ediliyor. Misafirlerse bir yandan meraklı gözlerle etrafı süzerken diğer yandan “Risale-i Nur okumak benimle on defa görüşmekten daha kârlıdır.” sözüne uyarak Risale okuyorlar..




CENNET BAHÇESİ
Cennet Bahçesi’ olarak adlandırılan bu alan, Bediüzzaman’ın sık sık uğradığı, evrad ve ezkar okuyarak tefekküre daldığı yerlerden. Nur talebelerinden Sıddık Süleyman’ın annesi Şefika Hanım’ın bağışladığı bahçe, ismini burada yazılan bir risaleden almış. Cennete dair bahislerin yer aldığı 28. Söz burada kaleme alınmış. 




Bediüzzaman, döneminde bir üzüm bağı ve birkaç çeşit ağaçtan ibaret olan bu alan Nursî’nin talebeleri tarafından Türkiye’nin dört bir yanından getirilen ağaçlarla donatılarak ismine layık hale getirilmiş. Uzunca bir merdivenden indikten sonra yemyeşil ağaçların arasında gezintiye çıkabilirsiniz.. 












Bediüzzaman’ın imamlık yaptığı Mus Mescidi: 
Aslına uygun olarak restore edilen cami'nin Bediüzzaman’ın hayatında önemli bir yeri var. İlk inşa tarihi belli olmayan mescidin metruk ve harap haline üzülen Üstad Hazretleri, tamiratını üstlenir. Talebeleri ile birlikte mescidi tamir eder ve dört yıl boyunca burada fahrî imamlık yapar.




HACI MEHMET TEVFİK KÜLTÜR EVİ
Bediüzzaman Said Nursi’nin 1953–1960 tarihleri arasında Barla’ya geldiklerinde kaldığı ev olan ve Isparta İl Özel İdaresi tarafından restorasyonu tamamlanan "Hacı Hafız Mustafa Öztürk ve Hacı Mehmet Tevfik Öztürk Kültür Evi" 2013 yılında ziyarete açılmıştır.












Banyo kapısı


Banyo


BARLA KABRİSTANI
Bediuzzaman Hazretleri, Şanlıurfa’da ( 23 mart 1969) hayatını kaybedince, Halilürrahman’a defnedilen Üstat, halkın büyük ilgi göstermesi üzerine bir gece kabrinden askerler tarafından çıkartılıp uçakla Isparta’ya götürülür. Isparta da nereye defnedildiği bilinmemektedir. Ancak Barla mezarlığında talebelerinin mezarının bulunduğu yerde adı yazılmamış boş bir mezar var. Bazıları mezarının burası olabileceğini bazıları da buranın ona ayrılmış simgesel bir mezar yeri olduğunu belirtmekte.


Bediuzzaman'ın mezarı olduğu iddia edilen yer;
Ali Uçar ve Bayram Yüksel'in ortasında, mezar taşında Tevbe suresi 20-21-22 ayet meallerinin olduğu mezar..  
Bediuzzaman hazretleri Eddai'de vefatından sonra mezarının yıkılacağını ve onu hazmedemeyenlerin mezarında bile rahat bırakmayacağını ifade ediyor :
"Yıkılmış bir mezarım ki, yığılmıştır içinde
Saidden yetmiş dokuz emvât bâ-âsâm âlâma.
Sekseninci olmuştur mezara bir mezar taş,
Beraber ağlıyor hüsrân-ı İslâm'a.
Mezar taşımla püremvât enîndâr o mezârımla
Revânım sâha-i ukbâ-i ferdâma.
Yakînim var ki, istikbâl semâvâtı, zemin-i Asya
Bâhem olur teslim yed-i beyzâ-i İslâm'a.
Zîra yemîn-i yümn-i imândır,
Verir emn ü emân ile enâma."


Barla mezarlığından Eğirdir gölü manzarası


ÇAM DAĞINA GİDEN YOL
Bediuzzaman Hz.leri Çam dağına 8,5 sene gelir, gider. Yazları üç ay bu dağda geçer. Ders, ibadet ve tefekkür eder ve Risâle-i Nur’ları telif eder bu dağda ve Barla’da.  Bediüzzaman Hz.lerinin ben burayı Yıldız Saraylarına değişmem dediği mükemmel bir tefekkür mekânı olan Çam Dağı, Eğirdir Gölü’nden yaklaşık 13 kilometre uzaklıktaki yolun yaklaşık 11 km'lik kısmı taşlarla döşenmiş durumda, 2 km'lik kısmı toprak yol ve sonrasında Çam dağına yürüyerek tırmanmanız gerekiyor..


Araçla çıkabileceğiz son nokta burası..


Bundan sonrası tırmanmaya baslıyorsunuz..




Tefekkür zirvesi Çam Dağı
Yüksek yerlerde tefekkür etmeye hayran olan Bediüzzaman, sadece Barla’ya değil Eğirdir Gölü’ne de tepeden bakan Çam Dağı’nı çok severdi.


Bediüzzaman’ın tefekkür ederken üzerine çıktığı meşhur katran ağacını tahammül edemeyenlerin kestiğini görüyoruz. Ağaç korumaya alınmış durumda..  
Bu ağaçların özelliği neydi?
Bu ağaçlar Bediüzzaman’ın Barla’ya sürgün edilişine kadar götürüyor bizleri. Sürgün edildiği tarih 1926, mevsim kış… Isparta’dan Barla’ya kayıklarla götürülüyor, buzlar kırılarak... Barla; 8-10 haneli, “kuş uçmaz, kervan geçmez” tabir edilen bir köy. Böyle bir yere sürgün ediliyor Bediuzzaman Hazretleri. 8,5 sene kalır burada. İlk günlerde Çınar ağacına tefekkür için çıkar ve dalları arasına kulübecik mahiyetinde ders ve tefekkür mekanı yaptırır. Çevreyi gezmeye başlar. Gezileri arttırır bahar mevsiminde. Sonraları 4 saat yürüyüş mesafeli Çam Dağı’na gidip gelmeye başlar. Yani “kuş uçmaz, kervan geçmez” yerden 4 saat daha uzağa gider. Zaten bundan sonra gidecek bir yerde kalmamıştır yeryüzünde! Çam Dağına çıkışını Dördüncü Mektubun baş tarafında çok veciz özetler; “Aziz kardeşlerim! Ben şimdi Çam Dağında yüksek bir tepede, büyük bir çam ağacının tepesinde, bir menzilde bulunuyorum. İnsten tevahhuş ve vuhuşa ünsiyet ettim…”


Bu ağaçlar ve Çam Dağı için Bediüzzman Hazretleri başka ifadelerde de bulunmuştur;
“ Ben bu menzilleri Yıldız Sarayına değişmem. (Üçüncü Mektub)” 
“Bir mâni olmazsa, bir iki ay burada yalnız kalmak arzusundayım. (Dördüncü Mektub)” 










BEDİÜZZAMAN HAKKINDA..
· Matematiğe dair bir kitap yazdığını ve 27.dereceden denklem çözümleri yapabildiğini…
· 1907’de İstanbul’da kaldığı otelin kapısına “Burada her suale cevap verilir ama sual sorulmaz” yazdırdığını…
· Mardin’den kendisini götüren askerlere namaz vakti geldiğinde kelepçelerin çözülmesini istediğinde bu isteği kabul edilmeyince “Bismillah” deyip kelepçeleri çözdüğünü… Bunu nasıl yaptığını soranlara da “Bu namazın kerametidir” dediğini…
· Said Nursi ismindeki “Nursi “kelimesi doğduğu Nurs köyünden gelir. Eserlerine de Risale-i Nur denilmiştir. Annesinin adı da Nuriye’dir.
· Annesi Nuriye Hanımın Onu abdestsiz emzirmediğini…
· Yediği yemeğin taneciklerini yardımlaşmayı sevdikleri ve Cumhuriyetçi oldukları için karıncalara verdiğini
· 1922 yılında Ankara’ya geldiğini ve Millet Meclisinin kendisini resmi tören ile karşıladığını…
· Ankara’da Mustafa Kemal ile görüştüğünü…


SAİD NURSİ KİMDİR
1876′da Bitlis’in Hizan kazâsına bağlı İsparit nâhiyesinin Nurs köyünde dünyaya gelmiş, 23 Mart 1960′da Şanlıurfa’da Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Nur risalelerini yazmaya başladığı 1926’ya kadar kendini “Eski Said” olarak görür. Daha sonra “Yeni Said” dönemi başlar. 9 yaşında din eğitimine başlayan, 21 yaşındayken “Bediüzzaman” (çağın güzelliği) ismini zekası ve ilminden dolayı almıştır.
Birinci Dünya Savaşının patlak verdiği günlerde Van’da bulunan Bediüzzaman, talebeleriyle birlikte gönüllü milis alayları teşkil ederek cepheye koşmuştur. Vatan müdâfaasında çok büyük hizmeti geçmiş; savaşta bir çok talebesi şehit olmuş; kendisi de Bitlis müdâfaası sırasında yaralanarak esir düşmüştür. Yaklaşık üç yıl Rusya’da esâret hayatı yaşadıktan sonra Varşova, Viyana ve Sofya yoluyla İstanbul’a dönmüştür.
İslam’ın geleceğinin eğitimde olduğunu gören Nursi; II.Abdülhamit’e başvurarak Van’da bir üniversite kurmasını istedi. Ancak kendisini akıl hastanesinde buldu. O da Selanik’e gidip İttihat ve Terakki Cemiyeti ile ilişki kurdu.
İttihatçılardan uzaklaşıp İttihadı Muhammedi partisinin kurucuları arasında yer alan Said Nursi, 31 Mart Olayı’na karışmaktan idamla yargılanıp beraat etti. Kurtuluş Savaşı’nı destekledi. 1925’teki Şeyh Said isyanı nedeniyle hakkında soruşturma açılan, ardından Isparta’nın Barla nahiyesine sürülen Said Nursi için artık yeni bir dönem başladı.
Peşpeşe gelen sürgünlere, mahkemelere rağmen Said Nursi, politikaya fazla bulaşmamaya çalışıp, kendini halkın, kaybolmaya yüz tuttuğunu düşündüğü imanını yeniden kuvvetlendirmeye adadı. Bunun sonucunda Risalei Nur külliyatı ortaya çıktı.
Said Nursi 23 Mart 1960’da Urfa’da hayatını kaybetti. Halilürrahman Camii’nin bahçesine defnedildi. Kabrine halkın büyük ilgi göstermesinden korkan 27 mayıs 1960 darbe yönetimi, onun naaşını alıp askeri bir uçakla Isparta’ya götürdü. O gün bugündür nerede kabrinin nerede olduğunu çok az kişi bilmektedir.


SON SÖZ...
Gülün gülle alınıp satıldığı bir pazarda, gülü sevgi ile tartan, gül sevdasından dolayı gül yurduna sürülen bir dava adamının izine düştük Barla yollarında…

5 yorum:

Ibrahim Gedik dedi ki...

Elinize ,dilinize gönlünüze sağlık.Harika bilgilendirici ,yaşanmışlıklarla dolu.

Adsız dedi ki...

Allah sizden razı olsun , hepimize talebe olmayı nasip etsin inşaAllah ...

Adsız dedi ki...

Bahs edilen yerlerin en azından koordinatları olsa..organize olmak cok kolay olacak.tabi daha guzeli barla Bediuzzaman haritası.. zira buraları hiç bilmeyen ve fazla zamanı olmayan biri olarak hakkaten buyuk sıkıntı..

Mucid Zgn dedi ki...

Allah Razı Olsun kardeş çok güzel ve nefis bir şekilde anlatmış ve tanıtmışsın...

serkan karaaslan dedi ki...

Allah razı olsun